Regüle ağlarla çalışan ekiplerin en sık yaşadığı hayal kırıklıklarından biri şudur:
Kurallar nettir, standartlar tanımlıdır ama sistemler beklenen şekilde “anında doğru” davranmaz.
Bu durum genellikle bir sorun gibi algılanır.
Oysa regüle ağlarda eventual consistency bir zafiyet değil, bilinçli bir sonuçtur.
Bu yazı, regüle ağlarda neden anlık tutarlılığın değil, zamanla oluşan doğruluğun hedeflendiğini anlamaya odaklanıyor.

Regüle Ağ Ne Demektir?
Regüle bir ağ demek:
- Kimlerin katılabileceğinin belirlendiği
- Roller, yetkiler ve sorumlulukların tanımlandığı
- Kuralların merkezi olarak koyulduğu
ama
- uygulamanın
- performansın
- akışın
- teknik detayların
tek bir merkezden zorlanmadığı ağ demektir.
Yani regüle ≠ merkezi.
Peppol gibi ağlar bu yapıya iyi bir örnektir,
ama bu yaklaşım yalnızca Peppol’a özgü değildir.
Tek Bir “Doğru An” Yoktur
Regüle ağlarda bir işlem:
- tek sistemde tamamlanmaz
- tek aktörle sonuçlanmaz
- tek kontrolle bitmez
Bir doküman:
- gönderilir
- alınır
- ön kontrollerden geçer
- farklı sistemlerde işlenir
- daha derin kontrollerden geçer
- nihai sonuca ulaşır
Bu adımların hepsi aynı anda çalışamaz.
Dolayısıyla:
“Şu an doğru mu?” sorusunun
tek ve evrensel bir cevabı yoktur.
Bu gerçek, eventual consistency’nin temelidir.
Doğruluk Hızdan Daha Değerlidir
Regüle ağların önceliği:
- hızlı cevap vermek değil
- sorumluluğu doğru yerine getirmektir
Bazı kontroller:
- pahalıdır
- zaman alır
- dış sistemlere bağımlıdır
- hukuki sonuçlar doğurur
Bu kontrolleri her zaman senkron yapmak:
- sistemi yavaşlatır
- ağ genelinde gecikme yaratır
- operasyonel olarak sürdürülemez hâle getirir
Bu yüzden regüle ağlarda sıkça şu model görülür:
- önce kabul
- sonra doğrulama
Bu yaklaşım eventual consistency üretir ama sistemi ayakta tutar.
Merkez “Nasıl”ı Zorlayamaz
Regüle ağların merkezi otoritesi:
- hangi kuralların uygulanacağını tanımlar
- kimlerin hangi rolü üstleneceğini belirler
Ama şunu diyemez:
- bu kontrol şu anda çalışacak
- şu sürede cevap verilecek
- bu sırayla uygulanacak
Çünkü:
- ülkeler farklıdır
- kurumlar farklıdır
- teknik altyapılar farklıdır
- hukuki yükümlülükler farklıdır
Bu serbestlik:
- zamanlama farkı
- akış farkı
- davranış farkı
üretir.
Ama kuralın sonunda uygulanmasını garanti eder.
Hata Her Zaman Anında Yakalanamaz
Regüle ağlarda bazı hatalar:
- işlem başladıktan sonra fark edilir
- daha derin kontroller sırasında ortaya çıkar
Bu noktada sistemi tamamen durdurmak:
- pahalı olabilir
- operasyonel olarak mümkün olmayabilir
- bazen hukuken bile yasak olabilir
Bu yüzden sistemler:
- ilerlemeye izin verir
- hatayı daha sonra ele alır
- sonucu sonradan düzeltir
Bu yaklaşım da doğal olarak eventual consistency üretir.
Güven, Anlık Tutarlılıktan Gelmez
Burada kritik bir yanlış algı var:
“Güven = her mesaj anında doğru”
Regüle ağlarda güven şuradan gelir:
- kimlik doğrulama
- sorumluluk tanımı
- izlenebilirlik
- denetlenebilirlik
- yaptırım mekanizması
Yani güven:
- anlık doğruluktan değil
- yanlışın saklanamamasından doğar
Bir hata:
- geç fark edilebilir
- ama kaybolmaz
- iz bırakır
- açıklanabilir olur
Bu yapı eventual consistency ile uyumludur.
Gerçek Dünya Zaten Eventual
Aslında regüle ağlar, gerçek dünyanın dijital karşılığıdır.
- Bankacılık işlemleri
- Ticaret süreçleri
- Hukuki kararlar
- Vergi ve muhasebe akışları
hiçbiri “anında mutlak doğru” çalışmaz.
Regüle ağlar bu gerçeği dijital sistemlere taşır.
Mimari Sonuç
Bu gerçekler kabul edildiğinde entegrasyon yaklaşımı da değişir.
Regüle ağlarda:
- entegrasyon bir çağrı değil, bir süreçtir
- durum takibi merkezîdir
- asenkron akışlar doğaldır
- retry ve replay kaçınılmazdır
- gözlemlenebilirlik kritik hâle gelir
Eventual consistency bu mimarinin yan ürünü değil,
doğal sonucudur.
Sonuç
Regüle ağlarda eventual consistency:
- bir eksik
- bir zayıflık
- bir geçici çözüm
değildir.
Dağıtık sorumluluğun, hukuki gerekliliklerin ve teknik gerçeklerin kaçınılmaz birleşimidir.
Regüle ağlarda hedef:
Anında doğru olmak değil,
zaman içinde yanlış kalmamaktır.
Bu yüzden eventual consistency
kaçınılmazdır.